Ana Sayfa / Haberler / Dünya / Posof Notları

Posof Notları

-I-

Kars eyaletinin (oblast) Posxhov (Posof) bölgesi (Uçastok) haritasına göz atınca bu kadar karmaşık ve düzensiz yer yapısının nasıl oluştuğuna ister istemez hayret ediyorsunuz. Yüksek sıradağlar, aynı boyutta derin vadiler ve derelerle birbirinden ayrılmaktadır. Dağların dik ve kayalardan ibaret sarp yamaçları genelde değişik çam türleriyle kaplıdır. Yer yer farklı orman ağaçlarına da rastlanmaktadır. Bunlar, zeminin volkanik kökenine işaret etmektedir. Nefis iklim ve daha çok değişik çam türlerinin kokusunu taşıyan aromalı hava, envai türde lezzetli meyveler dikkat çekmektedir.

Buradaki  harika  kaynak suları, bazı dorukları deniz seviyesinden 9 bin fut yükseklikte bulunan sıradağın kitlesinin bütünüyle içinden geçerek damıtılmıştır. Başlıca doruklar şunlardır: Or-Koket (7.063 fut), Uglar (Ulgar)  (9.565  fut), Kaxi-Ojvari (Koxucuvar) (7.371 fut), Xirhat (8.687 fut), Telil-Tırma (Ğırma Dağı) (8.357 fut). (1 fut: 3,048 m.) Burada her adımda muhteşem ve heybetli tabiat tablolarıyla karşılaşıyorsunuz. Her adımda küçük dere ve sular, çiçekler, sarmaşıklar, mermer ve güneşin zor girdiği gölgeli çamlıklar görüyorsunuz (ancak bülbül yerine burada kestane kargaları öter).

Yöreye bahar hep erken  gelir.  Dağlardan inen hafif rüzgârlarla ılımanlaşan yaz mevsimi, çoğu kez ekim sonuna kadar devam etmektedir. Ardından aralık ortalarına kadar sonbahar olur. Ancak mevsime özgü soğuk yağmurlar görülmez, adeta Rus baharı yaşanır. Nerdeyse kasıma kadar yağmur olmaz; gökyüzü hep açık ve güneşli olur. Kasım sonunda dağ zirveleri karla kaplanır, fakat yamaçlar saf saf yeşil çamlar uzun süre kar bekler. Mart ayının başlarında burada sıcak günler başlar.

Posof bölgesi, güney ve güneybatıda Ardahan nahiyesi (Okrug), güneydoğuda Tiflis vilâyetinin (guberniya) Ahılke- lek kazası (uyezd),  kuzeydoğu ve doğuda Tiflis vilâyetinin Ahıska kazası, batıda ise Batum eyaletiyle sınırlıdır. Bu arazinin yüzölçümü, 48.987 desyatina (1 desyatina= 10.925,4 metre kare) oluşturur ve bunun 10.264 desyatina kadarı ormanlarla kaplıdır; 899 desyatina çalılık ve dikenliktir. Nüfusun tamamı 8.750 kişi olup 3 Ortodoks Rus ve 6 Katolik Ermeni hanesi dışında hepsi Sünnî Müslüman Tatarlardan ibarettir. (Ruslar, Türk yerine Tatar ismini tercih ederler!)

Yukarıda kaydettiğimiz gibi Posof’un tamamı, tabiî ulaşım sağlayan yolların bulunduğu birçok dere ve küçük vadilere ayrılmış sıradağdan oluşmaktadır. İlk defa zirveye tırmandıktan sonra gördüğüm manzara ve izlenimlerimi anlatamam. Çevreme göz attıkça bütün tüylerim diken diken olmuştu. Bu dev dağ kitleleri oldukça heybetliydi. Zamanında yerinden oynamış bunca toprak, korkunç sessizliği ile kaotik resim gibi, hem de anıt gibiydi. Sanki ateşle toprağın dehşetli savaşının ebedî tanığıydı. Bunları aralıksız olarak biçim

ve renk değiştiren bulutlar çevrelemektedir. Her tarafta değişik bitkiler, ağaçlar ve başka yeşillikler görebilirsiniz. Bütün bunların üzerinde kartallar gökyüzünün enginliklerinde kantlarını oynatmadan süzerler. Onlar bir bakıyorsun masmavi sonsuzluğu ok gibi delerek havada hızla yer değiştirirler, bir bakıyorsun taş gibi aşağı düşerler. Bazen de hava ve hürriyetin evlatları olan bu kuşlar, ebedî yuvaları olan sarp kayalara doğru yönelirler. İleride ormanların yeşilinden fırlayan sarp kayaların sivri uçları ve dorukları, ortamın bütününden akıl almaz şekilde dışarı çıkmış bir tür fantastik varlıklar, ejderhalar, kâbuslar ve devler gibi müthiş derin kanyonların ve uçurumların üzerinde diklenmektedir.

Çoğu yekpare kayalardan ibaret sarp yamaçların

derinliği ve kaya çıkıntıları, insanı hayrete düşürüyor. Bunlar, yer yer çatlamış taşların arasından çıkan çamlarla kaplıdır. İleride ise her türlü yırtıcı hayvanın bulunduğu balta girmemiş karanlık ormanlar görülür. Posof’un en yüksek noktası olan Uglar’dan başlayarak yamaçlar güneydoğu ve kuzeybatıya yönelmiştir ve bunlar bazı yerlerde değişik renkte bitki ve ağaçlarla kaplı geniş çıkıntılar, bazı yerlerdeyse kule külâhları ve istinat duvarlarına benzer kayalık zırhlar meydana getirmektedir. Kimi yerlerde derin dereler ve vadilerin dibinden çıkan sular kurdele şeklinde akmakta ve sessizliği bozan gürültüyle çaylara karışmaktadır.

Gezip dolaşmayı sevenlere ben Uglar Dağı’na tırmanmaya gayret etmelerini tavsiye ederim. Oraya Digur (Duğur) (Bugünkü ilçe merkezi.) köyünden iki patikayla kolayca ulaşılabilir. Bunlardan biri, Mere Kalesi harabeleri ve Samxliya ile Oxdel köylerinin yanından geçen, neredeyse Uglar’a varma noktasında ise eskiçağdan kalma Kız Kalesi (Manastırı) viranesine dayanan yoldur. Posof Çayı’nın kurdele şeklindeki vadisi aslında orman açıklığıdır ve sık ağaçlıklarla kaplı her iki kıyı buradan çok güzel görünmektedir.

İkinci patika ise Al köyünden geçer ve Sakire köyünün kenarından orman açıklıklarına varır. Bu patika, ceviz ağaçları ve değişik yabani meyve ağaçlarının bulunduğu alan üzerinden adı geçen köye ulaşır. Burada eskiden Gürcülere ait olup haç şeklinde plânı olan kilise viranesi bulunmaktadır ve sadece kaidesi kalmıştır. Halk, bu mabedin dış ve iç kaplamalarını cami ve konut yapımı için söküp götürmüştür. Daha geçenlerde buradaki mezarlıkta bakır çan bulunduğunu ve satmak için hemen Ahıska şehrine nakledildiğini anlatıyorlar.

Daha sonra Posof yöresinin en eski ve en güzide ormanı Khanor (Hanyeri) başlar. Bu ormanda oldukça yüksek ve iri gövdeli dev ağaçlar gördüm. Ötekilerle kıyaslarsak balta görmemiş bu orman, esasen nüfusun da pek yoğun olmayışından dolayı pek bakir kalmıştır. Bu patika, insanı hayran eden vadilerden, meralardan, yaylaklardan ve tarlalardan geçer. Şirin bir dağ vadisine varıldığı noktada Kazak karakolu göreceksiniz. Bunun yanı başında ve koruması altında mantar misali bir yolcu lokantası bitivermiştir. Yolculara burada çay, votka, şarap, biraz kalitesiz de olsa içilebilecek tütün verilir. Burada dinlenerek kalan yol için güç toplayabilirsiniz. Aslında burası, bütün Posof bölgesinde bu türden biricik müessesedir. Yolun solunda Cak-Su dedikleri derin dere bulunmaktadır. Sağdan da Posof Çayı akar. Daha ileride patika dik yokuşa gider ve az sonra sıradağın tepesine varırsınız. Burası geniş meydan şeklinde bir yerdir. Ne var ki Ulgar doruğu hâlâ başınızın üzerinde yükselmektedir. Buradaki harika çimenlik, sarhoş edici hava ve göz kamaştıran dağ manzaraları için bunca yolu kat ederek yokuşu tırmanmaya değer diyorsunuz.

-II-

Posof’un şu veya bu ilginç hususlarını okurlara anlatmadan önce kısaca ulaşım yollarından bahsetmeliyim. Ardahan ile Ahıska şehirlerini birbirine bağlayan ana yol, yönetimin gayretleriyle daha kullanılabilir hâle getirilmiştir. Öteki yollar manzaralı ve güzel olsa da oldukça dik ve dardır, virajları çoktur, dağ zirvelerinden dökülüp gelen yağmur ve kar sularıyla harap hale gelmiştir. Yoğun kar düştüğü kış mevsiminde, dağların yüksek yerlerini sis kapladığı için bu yollar geçilmez hâle gelmektedir. Bu yollarla sadece yerliler baş edebilirler ki bunun için epeyce cefa çekmeleri gerekir. Genelde bu yollardan binek hayvanı olarak kıvrak, dayanıklı ve iri olmayan atlar ve öküzlerin çektiği kızaklar kullanılır. Bu atlar, iri kaya ve taş parçalarından oluşan yolu şaşırtıcı şekilde hızla ve hiç zorlanmadan kat ediyorlar. Kızaklara gelince Tatarlar bunlarla kış yaz devamlı şekilde ot, saman, odun taşırlar; değirmenlere buğday, tarlalara gübre götürürler. Sadece son yıllarda yerli halk arasında az sayıda da olsa da çift tekerlekli oldukça ilkel kağnılar görülmektedir.

Ardahan nahiyesini Tiflis vilâyetine  bağlayan ve şimdi yönetimin epey özen gösterdiği ana yol yukarıda kaydedildiği gibi Ahıska ile Ardahan şehirleri arasındadır. Bu yolun önceki 2,5 verst (1 verst: 1,07 km.) kadarını harika Abas-Tuman şosesi oluşturur. Sonra tomruklardan yapılmış köprüden Posof Çayı’nın sol kıyısına geçilir ve ardından pek de yüksek olmayan tepeler arasındaki vadi gelir. Daha sonra 12 verst kadar yol boyunca üç Ermeni köyü bulunmaktadır: Suflis, Vale ve Noxreb. Bu kısımda yol, kumlu ve killi topraktan oluşur. Çevre ormansız sayılır. Sadece küçük köylere ait bahçeler var. Az ileride ise çayın akışı yönünde seyrek ağaçlardan ibaret küçük orman görülür. Noxreb köyünü geçtikten sonra Badela köyü girişinde yeniden köprüyle çayın   sağ   kıyısına  geçilir.

Posof   bölgesinin   sınırı işte buradan başlamaktadır. Çevrenin yapısı da hızla değişmektedir. Köprüden sonra yol artık taşlıdır, nerdeyse salt kaya üzerindesiniz. Yolun geçtiği dar vadi gerçekten çok yüksek ve etkileyicidir: Dik yamaçlar çok pürüzlü olup gürültüyle akan çayın suları üzerinde bayağı yükselmektedir. Yukarıda vadinin kenarları sanki birbirine yaklaşmaktadır. Soldaki dev duvar uzayıp gidiyor, sağ taraf da artık neredeyse dikine yamaç şekline girmiştir.

Dağların her iki yamacı ender rastlanan çam ağaçlarıyla kaplıdır. Ancak ormancıların hatalı uygulamalarının izleri de açıkça görülebilir. Solda Kazak karakolunun harabesi var. Burası önceki sınır hattının geçtiği noktadır. Bölge amiri (naçalnik) ikametgâhının bulunduğu Duğur köyüne 5 verst kala köprüden yine Posof Çayı’nın sol kıyısına geçiyorsunuz. Burada yol ikiye ayrılır ve biri Duğur köyüne gider ve oradan Acaristan’a yönelir. Öteki yol dik şekilde yokuşa tırmanır ve Kale Boynu (Kale Boynu: Caksu Kalesi’nin arkası.) kalesinin harabesinden geçerek harika çam ormanına girer. Az da olsa yapraklı ağaçlara rastlanan bu ormandan sonra yol, birkaç virajın ardından Hanyeri Geçidi üzerinden Ardahan’a varır. Bu yol, yönetimin çalışmaları ve yerli halkın katkılarıyla baştan başa neredeyse bütün yıl boyunca fayton, at arabaları vb. araçlar için rahat bir yolculuk sağlamaktadır. Kaydetmek gerekir ki yaklaşık 7.500 fut yüksekliğe ulaşan bu yolun hiçbir yerinde dik yokuşlar ve inişler bulunmamaktadır. Yol geçitten sonra hemen Bagir-Sıkh-Su (Bağırsak Suyu) deresine iner. Bu akarsu, Kura ırmağına (Kura Irmağı: Kür Irmağı.) dökülen Hanak Çayı’nın koludur.

Bu yolun gerek yönetim, gerekse yerli halk için çok önemli olduğunu yazmıştık. Buradan posta yolunun geçmesi için de başvuru yapılmıştır. Bu konuda birkaç hususu belirtmek istiyorum. Yöreyi iyi bilenlerin fikrince ilk posta istasyonu Posof Çayı üzerindeki üçüncü köprünün başında, yolun çatallandığı noktada kurmak gerekir. Burası Ahıska’dan 22 verst uzaklıkta bulunsa da yol gayet düzenli ve rahattır, herhangi bir engel oluşturmamaktadır. Buradaki orman açıklığı istasyon kurulması için her açıdan uygun bir yerdir ve bu sayede kargo ve havale edilen paraların nakliyesi ile devir teslim işleri hızlanacaktır. İkinci istasyon, Hanyeri Geçidi’ndeki son karakola varmadan, Ardahan nahiyesine bağlı Gündeş köyü girişinde bulunması isabetli olur. İstasyonlar arasında bu kadar yakın mesafe ise zorunludur, çünkü sonbahar ve kışın geçide tırmanmak zorluklara yol açacaktır. Sonraki istasyon (17-20 verst mesafede) Yukarı Dikan köyü girişinde bulunacaktır ki buradan Ardahan’a pek fazla yol kalmıyor. Adı geçen bu noktalarda bolca su, örüş, mera, çayır, ayrıca inşaatta gerekecek kereste için orman bulunmaktadır. Böyle bir bağlantı hattının varlığı, yörenin dış dünya ile irtibatını kolaylaştıracağı gibi Ardahan’da bulunan askerî kıtanın hızlı harekâtına yardımcı olacaktır. Ayrıca tabiî servetlerle zengin olan yörede ticaret ve sanayi açısından gelişme de sağlanacaktır.

 

Rusçadan Çeviren: Orhan URAVELLİ

Kaynak: Bizim AHISKA dergisi, s.49

Hakkında rasimefendi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

SİYASETE AHISKALILAR AKIMI

Sevgili Ahıskalı kardeşlerim, Bilindiği gibi Haziran ayında Türkiye önemli bir seçime gidiyor. Siyasi partilerin kıyasıya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir