Ana Sayfa / Haberler / Dünya / MİLLETİN AKLIYLA ALAY EDİLİRSE…

MİLLETİN AKLIYLA ALAY EDİLİRSE…

Sevgili hemşerilerim birkaç gündür sosyal medya üzerinden malum “yüz karası” olayın tartışmalarını sabırla izlemekteyim.
15 Ağustos(2018) tarihinde Rusya’nın Stavropol bölgesinde PKK-YPG terör örgütü sempatizanlarının düzenlediği toplantıya katılan Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) yönetim kurulu üyesi ve Rusya temsilcisi Mansur ALLAZOV’un Abdullah Öcalan posteri ve malum terör örgütlerinin paçavraları önündeki konuşmaları halkımızı derinden üzmüş, telafisi zor bir duruma sokmuştur.
Olayın bazı ayrıntılarını “Hain İçeriden Olursa” başlıklı yazımızda kaleme almıştım. Bu yazıda sözde “temsilci” zırvalarıyla ortalıkta dolaşan ve algı oluşturmağa çalışarak bu çirkin olayı ört bas etmek isteyen kişilerin açıklamaları, ve son 20- 30 yılda bazı Ahıskalı Türk teşkilatlarının genel durumu üzerine olacaktır.
Evvela , 1990’lı yıllardan sonra (Sovyet rejiminin çöküşüyle) Ahıskalı Türklerin ana vatan Türkiye ile bağları güçlendi ve nitekim 1992 yılında Türk milleti, sürgün yaşayan halkımıza malum 3835 sayılı kanun ile sahiplenmiş oldu. O dönemde ne DATÜB ne de DATÜB adına şimdiki cirit atanlar yoktu. Yalnız öyle bir örgütlenme vardı ki, halkımızın birlik ve beraberliğini sağlamakla kalmamış, Ahıskalı Türklere güzel yarınlar vaat eden çalışmalar ortaya koymuşlardı. Uluslararası Vatan Cemiyeti (Moskova) ve Ahıska Türkleri Federasyonu’nu (Kırgızistan) özellikle kaydetmek gerekir. Emeği geçenleri ve bugün aramızda bulunmayanları halkımız saygı ve şükranla yad etmektedirler.
Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan ülkeler, sivil toplum kuruluşları yasalarında düzenlemeye gittiler. İşte o dönemde Sovyetler Birliğinde Türk olarak tanınan “yegane” halk, Ahıskalı Türklerdi. Önderlerimiz merkezi Türkiye’de olmak kaydıyla örgütlenmeye, siyasi ve hukuki haklarını bir merkezden idare etmeye yönelik çalışmalar başlattı.
Kısa hatırlatma yaptıktan sonra konumuza gelmek istiyorum. DATÜB kuruluşuna gelmeden önce bir takım geçiş süreci yaşandı. Örneğin dernek ve Federasyonlaşma çalışmaları vs. Nihayetinde dünyanın dokuz ülkesinde (sonradan iki ülke ilave edildi) faaliyeti bulunan derneklerimizin teşebbüsüyle bir koordinasyon merkezli çalışma yürütmek amacıyla kuruldu DATÜB.
Resmiyeti aldıktan günümüze tam 8 yılı DATÜB geride bıraktı. Geldiğimiz noktaya bakar mısınız? Güler misin, ağlar mısın? Emin olun bizlere o karanlık, o ağır ve meşakkatli günlerde güneşli yarınlar vaat eden, çalışan, didinen önderlerimizin kemikleri sızlamaktadır. PKK-YPG terör örgütünün ele başı Abdullah ÖCALAN posteri önünde konuşanların ve ona bu yetkiyi verenlerin emin olun halkımızın da merhum önderlerimizin de iki eli yakasında olacaktır.
Gelelim algı operasyonuna. Mansur ALLAZOV ihanetini deşifre eden ve halkımızı bu hususta bilgilendiren kişiler neredeyse hain, eylemi işleyenler kahraman, erdemli insan ilan edildi. En kötüsü de hala bu temsilci zırvalamasıyla ortalıkta dolaşan ve DATÜB savunuculuğunu yapanı, (pardon Ziyeddin Kasanov savunuculuğunu desek daha isabetli olacak. Fransa vatandaşını) muhatap alan, dinleyen, deyim yerindeyse bazı aydınlarımız da yok değil.
İstifa etmesinden dolayı Mansur ALLAZOV erdemli kişi, kişiyi görevden aldığına göre DATÜB’u da başarılı saymaktadır malum kişi. Vay be.

  1. Kişiyi görevden kim aldı? Görevden alındıysa bu neyin istifası? Görevden alındıysa hangi istifadan ve erdemlikten bahsediyorsunuz? Şu kararla görevden alınmış bulunmaktasınız vesselam. Görevden alınan adam hiç istifa eder mi? Yada tersini düşünelim ; Adam zaten istifa etmiş. Siz hangi görevden alıyorsunuz? İstifa etmiş, kapıyı çarpmış gitmiş diyelim. Peşinden “seni kovuyoruz” mu diye seslendiler acaba. Bu iki işlem arasındaki farkı anlamayan cehalet, toplumumuzu temsil ediyor. Milletin aklıyla alay eden yorumları dinleyenlere şaşırmamak elde değil. Düpedüz milletin aklıyla alay ediliyor.
  2. Rusya’da mevcut cemiyetimiz varken, bir önceki DATÜB kongresinde (2014)Rusya’da başka bir derneğin açılmasını ve DATÜB’a üye olmasını sağlayarak halkın parçalanmasına göz yuman DATÜB yönetimi, bununla da yetinmemiş, Mansur ALLAZOV denen zavallıyı oraya temsilci atayarak bölünmenin parçalanmanın hızına hız katmıştır. DATÜB’un atadığı kişi ne hikmetse PKK-YPG terör sempatizanlarıyla kaynayıp karışacak ve deşifre olununca da “DATÜB yönetiminin haberi olmamıştır” deyip sıyrılacaksınız öyle mi? Mevcut Vatan Cemiyeti ‘ yöneticileriyle anlaşamadıklarının asil sebebi acaba bu olmasın? Diye soru sormakta geliyor içimden. Merhum Yusuf Serveroğlu’nun koltuğuna oturan kişinin (Cavit ALİYEV) dik duruşu, bu eylemlere müsaade etmeyeceği halkımızca malum. Şimdi soru. Sen rahmetlik Yusuf Serveroğlu’nun yıllarca yönettiği teşkilatı bir göz kırpışıyla bertaraf edeceksin, yetmedi temsilci sıfatıyla adam atayacaksın, rezillik, af edersiniz şerefsizlik ortaya çıkınca da “hata benim değil” diyeceksin öyle mi? Bu yaklaşım düpedüz Milletin aklıyla alay etmektir.
  3. Kırgızistan meselesi. Darbeyle Murafaddin Sakimov görevden uzaklaştırılacak. Niçin ? Çünkü o da milli meselelerde en az Cavit kadar dik duruşlu. Ne yazık ki, Kırgızistan’daki Ahıskalı Türk kardeşlerimiz bu oyunların perde arkasını hala anlayamamıştır. Sonradan göreve gelen Raşit Şamilov, hizmet hususunda bazı başarılar elde etmiş olsa da bu siyasi olayların tahlilinde ne yazık ki, doğru bir çizgi yakalayamamıştır. Dolayısıyla Kırgızistan da Ahıskalılar şuan hala bölünmüş durumda. Umarız önümüzdeki aylarda kırgınlıklar giderilir, içimize fitne tohumu ekenlerin oyunu bozulur vede terör paçavralarına hizmet eylemli bu yapı anlaşılır hale gelir. Uyan Kırgızistan.
  4. Azerbaycan, teşkilatlanmada en demokratik yöntem kullanan ve halkın iradesiyle seçme seçilme yolunu her geçen yıl geliştiren Ahıskalı Türk cemiyetine sahiptir. Daha geçenlerde (Haziran 2018) seçimlerini gerçekleştirmiş ve yeni yönetimiyle göreve başlamıştır. Yalnız, DATÜB, 2017 kongresinde ne tesadüfse Azerbaycan’daki Vatan Cemiyetinin eski başkanını (İbrahim MAMMADOV) yönetimine almıştır. İşte “buyurun cenaze namazına” deyimi tam da devreye sokulmuştur. Bu düpedüz Azerbaycan’da yeni yönetime gelen adı geçen cemiyetimize, “ayağınızı denk alın yoksa bir Mansur ALLAZOV ‘da oraya temsilci sıfatıyla atarım” anlamına gelir. İsimler değişik ola bilir ama beceriksizlik ve hainlik aynı. Örneğin İbrahim MAMMADOV altı yıl Azerbaycan’da Ahıskalı Türklerin Cemiyetini yönetti. Gidin Cemiyete ve görün. Onun başkanlık dönemine ait bir tek evrak bulursanız, bir tek hesap dosyalarına ulaşabilirseniz bir kurbanlık bizden. Yok. Hiçbir şey bırakmamış. Ve bu kişi bugün DATÜB yönetim kurulu üyesi gibi dolaşıyor. Neden? Balık baştan kokar da ondan. Milletin aklıyla alay ediliyor da ondan.
  5. Özbekistan daha komünizm geleneği ile devam ediyor. Anlaşılan Ömer Salman dışında Özbekistan’da Ahıskalı Türkleri temsil edebilecek potansiyel henüz yoktur. DATÜB yönetiminde olması hasebiyle Mansur ALLAZOV konusunda ne gibi açıklama yaptığını açıkçası bilmiyorum.

Hülasa, yaşanan son olaylarla ilgili asil erdemlik örneğini gösterme fırsatı DATÜB başkanının elindeyken sanırım onu da kaybetti. Nasıl mı? Olayı ilk duyuran ve bu ayıbın sorumluluğunu üstlenen üst kurum yetkilisi olarak milletimizden ilk önce onun özür dilemesi ve istifa etmesi gerekirdi. İşte erdemlikten o zaman bahsetmek olurdu. Peki niçin yapılmadı? Acaba Mansur ALLAZOV’un “ben oyuna getirildim” cümlesinin altında yatan sebep neydi? Sanırım bu soru Ahıskalıların zihnini bir hayli meşgul etmeğe devam edecektir.
Sürekli eleştiri yağmuruna tutulan DATÜB, birilerinin hususi şirketi haline dönüştüğünü, teşkilattaki sistemsizliğin, “ben ne istersem onu yaparım” anlayışının halkımıza ne gibi zararlar verdiğini hakikaten görmüyor , anlamıyorlar mı? Yoksa milletin aklıyla…?
Gönül isterdi ki bahsettiğimiz erdemlilik gösterilsin ama…?
Sonuç; Bundan sonra ne olabilir? Erdemlik davranışı olmazsa… ki olmayacak. O zaman diğer teşkilatlarımız muhakkak ki bu ayıbı köklü bir revizyona gitme yöntemiyle halledeceklerdir.
Kabadayılık, astığım astık, kestiğim kestik, onu- bunu vatan haini ilan etme dönemi bitti. Tekke düştü kel göründü. Çünkü bundan sonra bu yolda şehit olmayı göze alan yiğitler de çıkacaktır. Kendi teşkilatını (DATÜB) PKK- YPG paçavraları önünde temsil eden anlayışa asla ve katiyen bırakacak değildir Ahıskalı TÜRKLER. Milli ve demokratik bir teşkilatlanmaya gidilecektir. Milletin iradesi hakim kılınacaktır. İyisiyle kötüsüyle bütün sivil toplum kuruluşlarımız bu teşkilatın bünyesinde olacak ve kontrol mekanizması güçlendirilecektir. BU DATÜB mu olur? Evet ola bilir. Yalnız İbrahim MAMMADOV örneğinden yukarıda bahsettiğime göre DATÜB yönetimi kolay kolay el değişimine gitmeyecekler diye düşünüyorum. Çünkü sekiz yılda neyin nerelerden alındığı ve nerelere harcandığı konusunda halka hesap verilmediğine göre bu hesaplardan kimsenin haberdar olmasını doğal olarak istemeyeceklerdir. O zaman DATÜB yönetimi , birilerinin köpürerek “DATÜB kapatılamaz” dediğinin tam tersi, kapanması yönünde yetkilerini de kullanarak işi daha da zora sokacaktırlar. Yani kapanmasını dahi göze alacaklardır.
Halkımızın demokratik ve sistemli bir teşkilatı kurmağa ve yönetmeye hem hakkı hem de artık yeterince nitelikli kadrosu vardır. “Milletin aklıyla alay eden” bir anlayışın değil milletin derdiyle dertlenen, kısa ve uzun vadede misyon ve vizyonu olan teşkilatlanmaya artık hava su gibi ihtiyaç olduğu apaçık ortadadır. Sevgili milletim, yolunuz ve bahtınız açık olsun. Bizde buradan hainlere sesleniyoruz “OYUNUNUZU GÖRDÜK, MEYDAN OKUYORUZ!”

Ahıskalı Fakir

Hakkında rasimefendi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

AZERBAYCAN’DA BİR AHISKA KÖYÜ: ŞİRİNBEYLİ

Bilindiği gibi Ahıska Türkleri günümüzde dünyanın muhtelif yerlerinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. 1944 yılı sürgününden sonra …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir