Ana Sayfa / Haberler / Dünya / SUÇLULUK PSİKOLOJİSİNİN DIŞA YANSIMASI

SUÇLULUK PSİKOLOJİSİNİN DIŞA YANSIMASI

Sevgili okuyucularımız,

Bu günlerde PKK terör örgütü uzantılarının toplantısına katılan Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Rusya Temsilcisi malum Mansur Allazov eylem ve söyleminin yankıları gündemdeki tazeliğini hala korumaktadır. Bu haber servis edilmeden önce yetkili kişinin konuyla ilgili açıklama yapmaması, ayrıca olayın paylaşımından sonra da ciddiye alınmadan, DATÜB, G.Sekreterlik ve Temsilci düzeyinde yapılan açıklamalar tepkilerin kaynağını oluşturmaktadır.

Türk milletinin en hassas olduğu konulardan biri terör belasıdır. Gerek askeriyemiz , gerek ekonomimiz gerek kültürel ilişkilerimiz, umumiyetle ülkemiz bu terörden büyük zararlar gördü. Bu meseleyi belki birileri ciddiye almaya bilir ama ben Ahıskalı Türküm diyen ve en üst kurumumuz DATÜB olduğunu anlayan için basite alınacak mesele değildir. Hele Türkiye devletimizin bursuyla okuyan, okuyup meslek edinen, uzman olan, hekim, mühendis, hukukçu, akademisyen olanlar kusura bakmayın ama çok daha duyarlı olmalıdır.

Gelelim konumuza . Bireyler olarak, hatta kurum ve kuruluşlar olarak, Mansur Allazov konusuyla ilgili sosyal medyada, hemen hemen herkes açıklamasını yaptı. Yapmayanlar da oldu tabi. (Mansur Allazov derken yanlış anlaşılmasın sadece o bu oyunun bir parçasından ibarettir.) Yalnız, birkaç derneğin bir araya gelerek, yaşananları bildiri şeklinde gerek devlet mercilerine gerekse ilgili kurum ve kuruluşlara iletti mi? Sanırım yok. İşte bu anlamda, 16 Eylül 2018 tarihinde Bursa’da istişare ederek taleplerini dile getiren dernek temsilcileri ve kanaat önderleri ön çalışmayı başlatılmış oldu. Katılan katılamayan “ben Ahıskalı Türk STK temsilcisiyim” diyen tüm kardeşlere selam olsun. Oraya katılanlar birilerinin parasıyla yahut devletimizin desteği ile kiralanan otellerde istişare etmediler. Sorumluluk duygularıyla oradaydılar. Gelemeyen kardeşlerimiz de bir sonraki oturumda inşallah yerlerini alacaklardır. Bazı dernek yöneticilerine de M.E.Sabir’in şiirine tekrar bakmalarını tavsiye ederim:

“Millet nece tarac olur olsun ne işim var,
Düşmanlara muhtaç olur olsun ne işim var…”

Evet büyük ihtimaldir ki pazartesi söz konusu Bursa Bildirisi artık yayımlanacak. Bu arada Ahıskalı Gençler Birliği (AGB) de sorumluluklarının bilinciyle bir bildiri yayımlamışlar. Yolları, bahtları daim açık olsun inşallah.

Demem o ki, böyle şantajla, kabadayılıkla, astığım astık, kestiğim kestik demekle Ahıskalı Türkleri artık susturmanız mümkün değil. M.A. Ersoy’ unda söylediği gibi; “ Yumuşak başlıysam kim demiş uysal koyunum/ Kesilir belki… fakat çekmeye gelmez boynum”. Siz daha bu milleti tanımamışsınız.

DATÜB halkımızın dünyadaki STK’ larının koordinasyon merkezidir. Birilerinin yada ona kulluk edenin arka bahçesi değildir. Bugüne kadar, denetimden uzak, bir nevi “saldım çayıra, Mevla’m kayıra” anlayışıyla yönetilmeye son verme zamanı gelmiştir. Bu merkez, yani DATÜB, temsilcilerini koordine etmekten aciz duruma gelmişse vay halkımızın haline. Temsilcisi PKK terör uzantılarıyla neredeyse zılgıt çalıp oynama durumuna gelmiştir.

Teşkilatın gelişime açık, kontrol mekanizması ve sistemli bir idari yapısı olmalıdır. Burada önemli husus koordinasyonu sağlayabilecek ehliyete sahip kişilerin olması ve sistemin içinde yer alabilmesidir. Tekrar ediyorum gelişime açık olmalıdır. Başından beri söylemekteyim bütün bu sistemsizliğin önünü tıkayan bu tüzük, başkanı ve başkana kulluk edenleri korumaya yönelik hazırlanmıştır. Ama her defasında konuyu farklı mecralara sürükleyerek meseleyi şahsileştirmeye götürdüler. Nitekim bu olaylardan sonra suçluluk psikolojileri adeta dışa yansıdı. Salyalar dökülerek böğürmeler, şahıslar üzerinden şantajlar vs. eylemler bunun örnek göstergeleridir. Aslında bunu yapanlar sözde koruduğu kişiye ne kadar zarar verdiklerinin bile farkında değiller. Eskimiş, artık çürümüş yöntemlerle iktidarda kalma istekleri içgüdülerini o kadar karartmış ki, ifrat derecesinde dışa yansımaktadır.

DATÜB’ün çağdaş, daimi gelişen ve üretken olmasını istememden başka hiçbir gayem olmasa da, her defasında bir hesap peşinde olduğumu düşündüler. Evet, belki de muhalif diyebileceğimiz arkadaşlarımız arasında bu hesapları yapanlar olabilir. Bu doğaldır. Başkan olmak ister, yönetici olmak ister vs. Lakin benim gayem onlara bu bayrak yarışında eşit şartlarda yarışa bilme koşullarını sağlayabilmektir. Biz eğitimcilerin asil vazifesi de bu olmalıdır. Milletimizin iradesini temsil edecek sözde ve kağıt üzerinde değil, gerçek bir teşkilat yapısını oluşturmaktır. Devlet, bizlere boşuna emek vermedi. Boşuna okutmadı, boşuna görevlere getirmedi. Bunları anlamaktan yoksun, popülist görünümlü, iktidar sarhoşu şahıslar, kendi halkına ve yetiştirdiği insanlara değil, her defasında siyasilerin yada bir takım bürokratların gücüne daha çok bel bağladı. İşte geldiğimiz nokta burası. İner misin, çıkar mısın?

Bu teşkilat siyasi bir teşkilat değildir. Neden bu ifadeyi kullandım. Çünkü sürecin bundan sonraki işleyişini biliyorum. Ve bundan sonraki hamleleri de bilmek zor değildir. Önce meseleyi kişiselleştir, algı oluştur. Nitekim bekliyorduk. Yaptılar mı ? Evet. Şimdi siyasilerin eteğine yapışacaklar. Doğru anladınız. Sülük gibi. “Bizi kurtar, onu sustur, bunu cezalandır” vs. Yani DATÜB İdaresi (mecaz anlamda) metastaz olmuş, son evreye girmiş, normalde daha olgun daha iyi niyetli olması gerekirken hala çirkeflik peşinde. Bu yöntem eski ve kokuşmuş olduğu için sürdürülebilir değildir. “DATÜBÜ devlet kurdu” İfadeleri aba altından sopa göstermenin tezahürüdür. Ki, eski Türkiye modeli. Yeni Türkiye, daha katılımcı, şahısların değil, fikirlerin tartışıldığı bir Türkiye’dir . Dolayısıyla sindirme, korkutma yöntemi 15 Temmuz olaylarıyla gömüldü beyler. Bir Cumhurbaşkanının yaveri hain çıkabiliyorsa biz Ahıskalı Türkler artık yoğurda değil, buz dolabından çıkan suya da üflemek zorundayız. Bu anlamda Mansur Allazov olayının arka planını düşünmek de siyasilere değil öncelik biz Ahıskalı Türklere düşer. Kusura bakmayın beyler. Bilmem anlatabildim mi?

Önce dernekler üzerinden başladılar. Halkın nazarında dernekleri itibarsızlaştırdılar. Bunda kısmen başarılı oldular. Ve ardından da Temsilci zırvalamalarıyla aramıza sokmadıkları hain neredeyse kalmadı. Kendi temsilcilerinin itirafını anlatınca da zıvanadan çıktılar. Fetö yanlısı kişiler bu teşkilatın içinde ve hala etkisini korumakta. PKK terör uzantılarıyla adeta flört edenler de deşifre edildi. Utanmadan, hala biz bunu içeride hallettik diyorlar. Altını çizerek söylüyorum bu teşkilat birilerinin hususi şirketi değil. Dolayısıyla halledecek olan da halkın ta kendisidir.

Gelelim hakkımda konuşulan ve yazılanlara. DATÜB İcra Komitesi hakkımda yazdığını yargı önünde “Müddei iddiasını ispatlamakla hükümlüdür” kavramı çerçevesinde verecek ve bu işi orada halledeceğiz inşallah. Beni itham etmekte olduğu suç yüzünden devlet Ahıskalılara vatandaşlık vermiyor gibi saçmalığa gelince; Devlet kişi veya kişilerin hatasına göre toplumu cezalandırmaz. Bunu anlamayacak olanların tek adı var. Cahil. Zaten yazılanlara bakıldığında aklı salim birinin bu yazıya itibar etmesi düşünülemez. Kaldı ki, bu hususta gerek yargı önünde gerekse yargının sonuçlarıyla ilgili yine Bursa’da halkımın huzurunda hesap vermiş biriyim.

“Azerbaycan’ı karıştırma” konusuna gelince. Bir kere Azerbaycan’daki cemiyetimize Şemseddin Sarvarov başkan seçildiği dönemde ben Vatan Cemiyeti Meclis Üyesi (delege) değildim. Yani başkanlık için adaylığını verenlere oy verme hakkım yoktu. Sonraki süreçte davayı açan da ben değilim. Bu külliyen yalan. DATÜB desteği ile sahte seçimler yaptırarak paralel bir başkanlık oluşturmaya çalışanlara dur demek gerekirdi ki, evet dur demek için, iki buçuk ay çoluğumuz çocuğumuzu bırakıp Azerbaycan’a (2011)gittim. O dönemde bu haksızlığa dur diyenler arasında İbrahim Mamadov da vardı. Neticede halkımızın iradesi kazandı. Daha sonra halkın cemiyetini neyinse hatırına gayri hukuki bir biçimde “DATÜB temsilciliği haline getiren İbrahim MAMMADOV’un yanında yer alacağımı düşünenlerin sanırım aklında sorun var. Kısacası, bugün Azerbaycan’da Ahıskalı Türkleri temsil eden Cemiyette demokratik biçimde seçimler yapılıyorsa, bunun sistemleşmesinde azıcıkta olsa Rüstem Mürseloğlu’nun payı olduğunu düşünüyorum. Bunu orada yaşayan vatansever dava arkadaşlarım daha iyi bilirler. “Azerbaycan’ı karıştırdın” diyerek salyalar dökmenin temelinde yatan şey, DATÜB istediği temsilci zırvalamasını oraya tayin edememesinin psikolojik yansımasıdır.

Bu saatten sonra alternatif yapı falan asla düşünülemez. DATÜB milletin iradesine ya teslim edilecek, ya teslim edilecek. Hukukun üstünlüğü, eşitlik ilkeleri ve medeni kanununun öngördüğü hususlar gözetilerek DATÜB’deki çarpık yapı artık düzelmelidir vesselam. Kolay olmadığını biliyoruz. Fakat has Ahıskalı Türkler de zoru başarmaya programlıdır. Anlayana…

Rüstem Mürseloğlu

Hakkında rasimefendi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Büyükelçi Sybiha’dan Ahıska Türkleri’ne Ziyaret

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve koordinasyonuyla Ukrayna’dan Türkiye’ye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir