Ana Sayfa / Haberler / Dünya / DATÜB, DÜNYADAKİ AHISKALILARIN KOORDİNASYON MERKEZİDİR

DATÜB, DÜNYADAKİ AHISKALILARIN KOORDİNASYON MERKEZİDİR

Sevgili Okuyucumuz,

Belki de merak edeceksiniz neden böyle bir başlık attım diye. Bu başlığı attım çünkü ne halkımız ne de DATÜB yönetimimizin bu hususta yeterli bilgisinin olmadığını gözlemlemekteyim. Polemik yaratma veya herhangi bir tartışma çıkarma amacında değilim. Sadece sizleri doğru bilgilendirme maksadıyla faydalı olmağa çalışacağım.

Uzun zamandır sosyal medyadan uzak, Ahıskalı Türkler meselesini farklı paradigmadan bakarcasına çalışmamızı ve yaşamımızı sürdürmekteyim. Geçenlerde telefonuma bir görüntü kaydı göndermişler. Belki de görüntülerin çekildiği yer, doğup büyüdüğüm Azerbaycan olduğundan hatta yaşadığım ilçe daha da önemlisi Ahıska davasının önderlerinin iz bıraktığı Sımada köyü olduğundan olsa gerek ki, seyretmem istenmişti. Hülasa, Sımada köyünde DATÜB organizasyonunda bir camimizin tadilatı yapılmış ve açılış programı gerçekleştirmişler. Programa DATÜB başkanı ve yerel yöneticiler hatta siyasilerden de katılan olmuş sanırım. Buraya kadar her şey güzel. Hatta bu tür hizmetlerin taktir edilmesi gerekir. Emeği geçenlerden yüce Rabbimiz razı olsun inşallah. Yalnız bu tür açılışta,  hayır hizmet işlerinde konuşulan üslup hiçte yapıcı olmadığı ayrıca adı “BİRLİK” olan bir yapının temel prensipleriyle bağdaşmadığı bir gerçektir. Azerbaycan’da yıllardır faaliyetleriyle göz dolduran bir Cemiyetimizi rencide edecek yaklaşımların hoş olmadığı ayrıca meseleyi şahsileştirerek cemiyetin mevcut başkanının bulunmadığı bir ortamda adresine söylenen kelimeler programın amacına sanırım gölge düşürmüştür.

Gelin birlikte meseleyi analiz edelim. Programa Ahıska Türkleri Vatan İçtimai Birliği davet edildiğini fakat mevcut başkanımızın programa her ne sebepleyse katılmadığı konuşuluyor. Yani DATÜB yönetimiyle Azerbaycan’daki adı geçen Cemiyet başkanlığı arasında bir anlaşmazlık olduğu hepimizce malum. Sanırım bu anlaşmazlığa açıklık getirmek maksadıyla DATÜB başkanı yukarıda bahsettiğim gibi sert üslupta açıklamalarda bulunuyor. Kendine göre belki de birçok haklı sebepleri olabilir. Yalnız her ne olursa olsun DATÜB gibi bir kurumun başında bulunan kişinin “mekan ve zaman” kavramını bilmesi ve doğru yönetmesini beklemek bir Ahıskalı olarak doğal hakkım olduğuna inanıyorum. Mekan neresi? Zaman buna müsait mi? İki tür değerlendirile bilinir. Birincisi tam da zamanı denile bilir. Nasılsa hakkında konuştuğunuz kişi orada bulunmuyor veya onu savunacak bir argüman ortada yok. Ahıskalı Türkleri Azerbaycan’da resmi statüde temsil eden Cemiyeti kendi üyeleri önünde adeta aşağılamak, hor göstermek böylece yapılmış olan hayır hasenat işi arkasından DATÜB’ü mağdur ve haklı konuma sokmak. Siyasi olarak güzel bir manevra. Tabiri caizse buna biraz da “fırsatçılık” denilebilir. Peki insani mi? Sanmam. İkincisi ne olabilir?  DATÜB başkanının bu tür durumlarda gayri iradi olarak öfkelenmesi ve belki de istemeyerek te olsa söylemlerinde kırıcı olabilmesidir. Bu iki unsurun hangisi olduğunu bilmekte zorlanıyorum. Eğer birincisi diyorsanız o zaman sorunların halli hususunda yol almamız hem zor hem de zaman alacaktır. Yok ikincisi diyorsanız yani sayın başkan bir anlık öfkelendiğinden böyle bir olumsuzluk yaşandığına inanıyorsanız bunun telafisi olur diye düşünüyorum.

İlkinden başlayalım. Farz edelim ki sayın DATÜB Başkanı “fırsatçılık” yapmıştır. Söyleminde yalan var mı? Var. Neresi mi? Cemiyet Başkanımızı Özbekistan’a davet etmesindeki açıklamalar külliyen yalan. Ne söyledi sayın Başkan? Vatan cemiyeti eski başkanı ve DATÜB son kongresinde DATÜB Yönetim Kurulu Üyesi olarak “atanan” kişinin de davet edildiği Özbekistan toplantısında güya eski başkan (İ.Mammadov) DATÜB yönetiminden istifa edecek yerine Cemiyete yeni seçilen İsmail Rahimov başkan getirilecekmiş. Yalan. Niçin yalan diyorum? Evet “doğru” dersem sayın DATÜB başkanının kongre kararıyla DATÜB Yönetimine atanan kişinin istifa etse dahi yerine o kongrede DATÜB Yön. Kurulu yedek listede buluna üyenin atanacağını “BİLMİYOR” demem gerekecek. Kaldı ki, sayın İsmail Rahimov, DATÜB kongre üyesi olmadığı halde DATÜB Yönetimine atanması imkansızdır gayri hukukidir. Şimdi sizce “yalan” mı konuşuyor sayın DATÜB Başkanı yoksa teşkilat işlerini “BİLMİYOR” mu? Tercih sizin. Çünkü ikisi de kendisinin aleyhinedir.

Hafızalarınızı tazelemek için size 2012 yılını hatırlata bilirim. İ.Mammadov Cemiyete başkan seçilmişti fakat DATÜB Yönetim Kurulu Üyesi S.Calilov DATÜB kongresinde DATÜB Yönetimine atandığından dönemin eski  DATÜB başkan vekili hukuk Profesörü sayın İlyas Doğan tarafından haklı olarak Cemiyete (2012 yılında) yeni seçilen başkanın DATÜB Yönetimine giremeyeceğini net bir şekilde Azerbaycan’da bir toplantıda halkımıza  aktarmıştı. Şimdi adama demezler mi “Bu ne perhiz bu ne…?”

İşte bu hukuk tanımazlığımızdan kaynaklanmış olacak ki, geçenlerde mahkeme DATÜB yönetiminin son kongresi (Genel Kurul) ile ilgili almış olduğu yönetim kurulu kararını “YOK HÜKMÜNDE” saymıştır. Yani “ben yaptım oldu bitti” ile olmuyor bu işler. Şu yukarıda yazdıklarıma gelince; Allah aşkına Sımada köyünde o toplantıya katılan kaç Cemiyet üyesi teşkilati işlerden anlıyor ve neyin doğru neyin yanlış olduğuna kanaat getirecek konumdadır. İşte bu yüzden o toplantıda kullanılan dilin adı “FIRSATÇILIKTIR” gayri ahlakidir.

Sevgili okuyucum, DATÜB bir koordinasyon merkezidir. Halkımızın bir merkezden Temsil eden kuruluşudur. Bu kuruluş, birilerine “biat” edecek organizasyon yapısı değildir. Sayın İsmail Rahimov iste se de istemese de bir cemiyet olarak DATÜB üyesi olması hasebiyle DATÜB’ün Azerbaycan’daki resmi TEMSİLCİSİDİR ve bu cemiyet ille de adını “DATÜB Temsilciliği” diye tanımlamak zorunda değildir. DATÜB başkanı istese de istemese de Azerbaycan ilgili kanunlarına göre Ahıskalı Türkleri Azerbaycan’da resmi olarak temsil eden adı geçen cemiyetimiz DATÜB’ün üyesi olduğundan “DATÜB Azerbaycan Temsilciliğidir”. Ahıska Türkler Vatan İçtimai Birliği (Azerbaycan) üyelerinin bu adla üyesi olduğu DATÜB kuruluşuyla ortak çalışıp çalışmaması farklı bir tartışma konusudur. Cemiyet veya Cemiyet yöneticisi DATÜB le çalışmıyor diye sizin kalkıp o bölgeye DATÜB Temsilcisi atamanız ne hukuki değil ne de insani değildir. Ayrıca atadığınız kişi DATÜBÜ değil sadece DATÜB başkanını temsil eder ve bunlar bir birinden ayırt edilmesi gereken hususlardır.  Bu yaklaşım sorunu çözmekten öte o bölgedeki insanları ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı bir eylemdir. Bu zıddiyet her iki tarafa da bir şey kazandırmaz. Sorunlar varsa ki var. O zaman diyalog içinde halledilmelidir.

İkinci değerlendirme üzerinden gidelim. Var sayalım ki, sayın DATÜB başkanı bir anlık öfkeyle istem dışı olarak (o programda) yapıcı olmayan dil kullanmıştır. Sadece üzgün olduğunu dile getirip, hayır işleri sebebiyle geldiği Sımada köyünde cemiyetle arasındaki polemiklere girmek istemediğini söylemesi yeterli olurdu sanırım. Mesela, bir Ahıskalı olarak DATÜB başkanımdan şöyle bir açıklamanın gelmesi beni bir hayli sevindirirdi. Yapılan hizmetlerin hayırlara vesile olmasını temenni ettikten sonra sayın Başkan: “ Her ne kadar kendilerini davet etmişsek te, Cemiyet başkanımızın burada bulunmaması beni üzmüştür. Ama size söz veriyorum hakkımda çok olumsuz konuşmalarına rağmen Bakü de cemiyetimizi bizzat ziyaret edeceğim. Çünkü sizlerin de üyesi olduğunuz Cemiyet, şahsımın başkanlığını yürütmekte olduğu DATÜB ün üyesidir. İnanıyorum ki, bu samimi ve tamamen yapıcı yaklaşımımı mevcut Cemiyet yöneticileri düzgün değerlendireceklerdir. Ve inanıyorum ki, sorunları konuşarak, medeni insanlar gibi tartışarak çözüme kavuşturacağız.”

Sevgili okuyucum, şimdi diyorsunuzdur ki, şiddetle ihtiyaç duyduğumuz yapıcı söylemlerin hayali bile güzeldir. Anlıyorum. Ama şu bir gerçek ki; yöneticilik sabır ve hoşgörü ister, yöneticilik samimiyet ister, hazmetmek ister.

Yukarıda yazılanlara dikkat ettiyseniz ilkinde tahammül edemeyeceğiniz bir yaklaşım, ikincideyse hoşgörü ve kardeşlik duyguları hakim. Tercih yöneticilerindir. Ama unutmayalım ki, fani olan dünyada “kazanılan her bir zafer, gelecek yenilginin bir başlangıcıdır”. Dünyada ebedi olan hiçbir şey yoktur. Kardeş olma duygularıyla sizleri selamlıyorum.

Rüstem MÜRSELOĞLU

Hakkında rasimefendi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ahıska Türklerinin ramazan coşkusu

Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden 14 Kasım 1944’te Kırgız topraklarına getirilen Ahıska Türkleri, ramazan ayında toplu iftar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir